Arjantin’i gezmek isteyen birçok kişi için en zor sorulardan biri, bu büyük yolculuğa nereden başlanacağı oluyor. Çünkü ülke çok geniş, bölgeler birbirinden çok farklı ve her yön ayrı bir deneyim sunuyor. Bu yüzden ilk durak seçimi, seyahatin kalan kısmını da doğrudan etkiliyor. Arjantin’i keşfetmeye başlamak için en doğru noktanın neresi olduğuna şimdi bakalım.
BUENOS AİRES: KALBİN ATTİĞİ YER
Her şey başkentte başlıyor. Buenos Aires, Avrupa ile Latin Amerika’nın kucaklaştığı bir şehir. Geniş bulvarları, tarihi binaları, canlı sokaklarıyla sizi hemen içine çekiyor. Şehrin kalbi sayılan Plaza de Mayo’da yürürken, Casa Rosada’nın pembe duvarlarına dokunabilirsiniz. Evita’nın balkondan halka seslendiği o meşhur binayı görmeden dönmeyin. San Telmo’nun arnavut kaldırımlı sokaklarında pazar günü kurulan antika pazarında kaybolun. La Boca’nın rengarenk evleri ve Caminito sokağında tango yapan çiftlere rastlayacaksınız. Palermo’nun butik kafelerinde oturup dünyanın en iyi bifteklerinden birini yemek şart. Şehirde gece hayatı sabaha kadar sürüyor, özellikle hafta sonları sokaklar adeta şenlik alanına dönüyor. Buenos Aires’te en az bir hafta geçirmek lazım, yoksa ruhunu anlamak mümkün değil.
CORDOBA: GENÇLİĞİN VE TARİHİN BULUŞMASI
Arjantin’in ikinci büyük şehri Córdoba, üniversiteleriyle ünlü. Burada sokaklarda yürürken hep genç bir enerji hissediyorsunuz. Şehrin merkezindeki Cizvit yapıları, UNESCO Dünya Mirası listesinde. Manzana de los Jesuitas denilen bölge, kolonyal dönemden kalma yapılarla dolu. Hafta sonları Plaza San Martín’de el sanatları fuarı kuruluyor, orada takılabilirsiniz. Córdoba aynı zamanda dağların eteğinde kurulmuş, doğa harikası bir yer. Yakındaki Villa Carlos Paz ve La Cumbrecita gibi kasabalar, kaçamak için ideal. Şehrin kendine özgü müziği cuarteto, barlarda sabahlara kadar çalıyor. Arjantin’in en iyi üniversitelerinden biri burada olduğu için gece hayatı da oldukça renkli. Córdoba’da yemek kültürü biraz daha geleneksel, empanadaları meşhur.
MENDOZA: ŞARAP VE DAĞLARIN BÜYÜSÜ
And Dağları’nın eteklerinde kurulu Mendoza, Arjantin’in şarap başkenti. Buraya gelip de şarap evlerini gezmemek olmaz. Maipú ve Luján de Cuyo bölgeleri, yüzlerce şarap imalathanesine ev sahipliği yapıyor. Bisiklet kiralayıp bağlar arasında dolaşmak, tadım yapmak unutulmaz bir deneyim. Şehir merkezi ise geniş caddeleri, ağaçlıklı meydanlarıyla huzur veriyor. Plaza Independencia’da akşamüstü oturup insanları izlemek keyifli. Mendoza’dan Aconcagua’ya turlar düzenleniyor, dünyanın en yüksek zirvelerinden birini görmek için fırsat. Ayrıca dağlarda yürüyüş, at binme, rafting gibi aktiviteler de mevcut. Şehirde yemekler şarapla taçlanıyor, özellikle kızarmış balık ve tabi ki biftek. Arjantin için hazırlanan tanıtım sitemizin içerik ekibinin gözlemlerine göre, Mendoza’da bir şarap turu ortalama 50-100 dolar arasında değişiyor, bu rakam tadım ve yemek dahil paketlere göre artabiliyor.
BARİLOCHE: ANDLAR’IN İNCİSİ
Güneye indikçe manzara değişiyor, Bariloche’de karşınıza Alpleri andıran bir güzellik çıkıyor. Nahuel Huapi Gölü kıyısında kurulu bu kasaba, hem kış hem yaz turizmiyle ünlü. Kışın kayak merkezi Cerro Catedral dünyaca ünlü, yazın ise göl kenarında yürüyüşler, tekne turları yapılıyor. Çikolata dükkanlarıyla meşhur, her köşede bir çikolatacı var. Hatta bazıları el yapımı, tadına doyum olmaz. Şehrin merkezindeki Alp usulü mimari, sizi İsviçre’de hissettirebilir. Çevredeki yedi göl rotası, fotoğrafçılar için cennet. Ayrıca Victoria Adası’nda yapılan günübirlik geziler de harika. Bariloche’de fiyatlar biraz daha yüksek, özellikle kış sezonunda oteller pahalılaşıyor. Ama manzaraya değiyor.
SALTA: KUZEYİN RENKLERİ
Arjantin’in kuzeybatısındaki Salta, sömürge döneminden kalma yapıları ve muhteşem doğasıyla büyülüyor. Şehir merkezindeki Cabildo ve katedral, İspanyol mimarisinin güzel örnekleri. Teleferikle San Bernardo Tepesi’ne çıkıp şehri kuşbakışı izleyebilirsiniz. Salta’nın çevresinde Tren a las Nubes (Bulutlara Tren) var, dünyanın en yüksek demiryollarından biri. Bu trenle And Dağları’nı aşıp nefes kesici manzaralar görebilirsiniz. Ayrıca Cachi ve Cafayate gibi kasabalar, şarap bağları ve renkli dağlarıyla ünlü. Cafayate’de beyaz şarap Torrontés’in tadına bakmak şart. Salta’da yemek kültürü biraz daha And etkisinde, mısır ve patates ağırlıklı. Bölgenin folklorik müziği ve dansları da görülmeye değer.

USHUAİA: DÜNYANIN SONU
Ateş Toprakları’nın başkenti Ushuaia, gerçekten dünyanın sonu gibi hissediyorsunuz. Beagle Kanalı’nda tekne turu yapıp deniz aslanlarını, penguenleri görebilirsiniz. Ateş Toprakları Milli Parkı’nda yürüyüş yapmak, dünyanın en güneydeki ormanlarında kaybolmak müthiş bir duygu. Şehir küçük ama turistik, her yerden dağlar ve deniz görünüyor. Kışın kar kalınlığı metrelerce oluyor, yazın ise güneş gece yarısına kadar batmıyor. Ushuaia’ya gelmişken, dünyanın sonundaki deniz fenerini görmek lazım. Ayrıca cezaevi müzesi, şehrin tarihine ışık tutuyor. Ushuaia’da fiyatlar Arjantin’in diğer yerlerine göre daha yüksek, çünkü her şey gemiyle geliyor. Ama burası kesinlikle görülmeli.
PUERTO İGUAZÚ: ŞELALELERİN GÜCÜ
Brezilya sınırındaki bu küçük kasaba, dünyanın en etkileyici şelalelerine ev sahipliği yapıyor. Iguazú Şelaleleri, 275 ayrı şelaleden oluşuyor ve “Şeytan Boğazı” en görkemlisi. Milli parkta yürüyüş yaparken kelebekler, maymunlar, tropik kuşlar size eşlik ediyor. Tekne turlarıyla şelalelerin altına girmek mümkün, sırılsıklam olmaya hazır olun. Parkın Brezilya tarafı daha panoramik, Arjantin tarafı ise şelalelere daha yakın. İki tarafı da görmek için en az iki gün ayırın. Kasabada yapacak pek bir şey yok, asıl mesele şelaleler. Ama akşamları ormanda yürüyüş veya kuş gözlemi gibi aktiviteler var. Iguazú sıcak ve nemli, hafif kıyafetlerle gelmekte fayda.
EL CALAFATE: BUZULLARIN DİYARI
Patagonya’nın bir başka incisi El Calafate, Perito Moreno Buzulu’na ev sahipliği yapıyor. Bu devasa buzul, dünyada ilerlemeye devam eden birkaç buzuldan biri. Buzulun önünde saatlerce oturup kopan parçaların gürültüsünü dinleyebilirsiniz. Los Glaciares Milli Parkı’nda yürüyüş yapmak, diğer buzulları görmek de mümkün. Ayrıca buzul üzerinde yürüyüş turları düzenleniyor, kramponlarla buzun üstünde geziyorsunuz. Şehrin kendisi küçük ve şirin, her yer turistik dükkanlarla dolu. El Calafate’den El Chaltén’e günübirlik turlar düzenleniyor, orası da yürüyüş rotalarıyla ünlü. Bölgenin yaban hayatı da görülmeye değer, guanakolar, tilkiler, kondorlar sıkça rastlanan türler.
Arjantin’de şehirler arası ulaşım için uzun mesafe otobüsleri en iyi seçenek. Otobüsler çok konforlu, yataklı koltuklar var, yemek servisi yapılıyor. İç hat uçuşları da hızlı ama biraz pahalı. Konaklama için her bütçeye uygun seçenekler var, hostellerden lüks otellere kadar. Yemek konusunda özellikle biftek ve şarap vazgeçilmez. Fiyatlar döviz kuru nedeniyle sürekli değişiyor, ama genel olarak Arjantin, Güney Amerika’nın diğer ülkelerine göre biraz daha pahalı. En iyi seyahat zamanı bahar (ekim-kasım) ve sonbahar (mart-mayıs). Yaz ayları ocak-şubat çok sıcak ve kalabalık, kışın ise güneyde soğuk.
ARJANTİN’DE GEZİLECEK ŞEHİRLER
Arjantin, her köşesi ayrı güzellikte bir ülke. Kuzeyde renkli dağlar, güneyde buzullar, batıda şaraplar, doğuda şelaleler, merkezde tango ve futbol… Hangi şehri seçerseniz seçin, size unutulmaz anılar biriktireceğiniz kesin. Ama zamanınız kısıtlıysa, Buenos Aires, Mendoza, Bariloche ve Iguazú’yu mutlaka listenize ekleyin. Bu dörtlü, size Arjantin’in özetini sunacak. Yine de keşfettikçe daha çok seveceğiniz bir ülke burası. Çantalarınızı hazırlayın, macera başlasın.
